17.01.2010

AVATAR


AVATAR = Fiyaskonun, 3D versiyonu

Yine bir Amerikan pazarlama harikası ile karşı karşıyayız. Filmi IMAX izledim ve buda filmi beğenmeme yardımcı olmadı. Yanımda arkadaşlarım olmasaydı, bunaltıcı ve sıkıcı üç saat geçirmiş olacaktım. Film ile alay etmek, filmden çok çok daha zevkliydi. Film kesinlikle sürekliyici değil ayrıca mide bulandırıcı Amerikan klişelerinden ötürü ekrana bakmama isteği uyandırıyor. Tamam sinema yedinci sanat ve görsellik önemlidir ama içerik de görsellik kadar önem taşır. 
Bir tablo düşünün, daha önce görmediğiniz bir rengi barındıran bir tablo. O rengin kullanım şekli, tablodaki yeri, diğer renkler arasında ki geçiş,neyi temsil ettiği, o daha önce benzerine rastlamadığınız rengin karakterini verir. Eğer o renk tabloda ölesine yerleştirilmiş bir renk ise o renkten etkilenmeniz sadece bir kaç saniye sürer ve eğer çok sık kullanılmış ise de bir müddet sonra sıkılırsınız. 
Bu filmde aynı bu tablodaki renk gibi, yenilik taşıyan bir film ama niteliksiz ve manasız bir film. Sinemada sadece görselliği kullanıp, içini boş bırakırsanız elinize, Avatar gibi bir film geçiyor. Seyirciyi kendine bağlamaktan bile aciz olan ama mükemmel bir görsellik içeren bir film.
James Cameron bu filmde bir şeyler başarmış mıdır? Yönetmen olarak onu takdir etmeli miyiz? Kesinlikle kocaman bir HAYIR. Takdir edebilmem mümkün değil. Öncelikle tamamen bilgisayar ortamında realize olmuş bir filmin, yönetmenini değil görsel tasarım ekibini tebrik ederim. O mekanları tasarlayan ve oluşturan kişileri tebrik etmek istiyorum. Başka hiçbir eleştiride belki isimini göremeyeceğiniz için ben burda tebriklerimi sunmak için ismini yazıyorum.

Cinematography by
Mauro Fiore  (director of photography)

 

Yönetmene olan hislerim aynı şekilde senaryo yazarı içinde geçerli. Bir başarı kazandıklarını zannetmesinler çünkü film konusu farklılık, yaratıcılık içermiyor. Çizgi filmelere benzeteceğim fakat çizgi filmlerde bile ne azından çocuklara bir ders verilir. Çizgi filmleri de severim aslında. Disney Pixar'ın animasyonlarından zevk alan biriyim. Avatar'da, Cars'ı izlerken hissediğim o merak duygusunu dahi yaşamadım. Facebook'da bir yazı okudum onu sizinlede paylaşmak istiyorum. 1995 yılında Disney tarafından yapılan Pocahantas'ın çizgi film senaryosu ile Avatar'ın benzerliğini vurgulamış. Benzerlik demek az kalır konu tamamen aynı. Buyrun kendiniz okuyun:




Filmi vizyona girdiği haftasonu izledim. Filmden o kadar tatminsiz ve iğrenerek ayrıldım ki, eleştiri yazma hevesim bile yoktu. Hala izlemeyeniniz varsa -ki izlemeyen yoktur sanırım- filmden beklentiniz herhangi bir çizgi filmden beklentiniz ile eşdeğer olsun.


Sevgiler

Hiç yorum yok: