
Yaratıcı ve yenilikçi tasarımcı Alexander McQueen'i kaybettik.
Yerinin doldurulması çok zor olsada, umuyorum ki markanın değerine yakışaın biri, onun çizdiği yoldan ilerlemeyi başarır.
Şu zamanlar da artık çizgi filmler ya animelerden ya da animasyonlardan oluşuyor. Animasyon sinema filmi deyince aklıma ilk gelen şey Pixar. Yaptıkları her filmde, eski çizgi filmlerde tattığım zevki alabiliyorum. En favorilerimden olan Cars ve Incredibles. UP filmi de farklı konusu ve güzel espirileri ile yeterince doyurucu. Karakterleri ve özellikle torpik kuşu çok sevdim. Sonunda bir de yavruları görünüyor, harika şeyler :). Tombiş izçi çoçuk ve karısını kaybeden, uçma tutkunu amcamızın, komik, eğlenceli ve olağan dışı maceresını izliyoruz.
Sinema kültürü yalnızca vizyon, güncel ve bol bol reklamı yapılmış filmleri izlemek ile kazanılmıyor. Bunu hangi iyi eleştirmene sorsarsanız sorun, tarihte yer edinmiş filmleri de izlemenin şart olduğunu söylerler. Klasik Yeşilcam filmleri dışında siyah beyaz filmleri izlemekten ne kadar zevk alamıyor olsamda en azından bir defaya mahsus izlenmesi gerektiğine inanıyorum. Severek izlediğim tek siyah-beyaz film Johnny Deep'in başrolde olduğu "Ed Wood" filmiydi. Şu zaman kadar 1980lerden fazla geriye gidemedim. Kareler renksizleştikce ben filmden uzaklaşıyorum. Cesaret edip iki saatimi eski Hollywood filmlerine harcamaya kalkışamadım. En son demenem Elizabeth Taylor'ın oynadığı 1963 yapımı "Cleopatra" filmi oldu. Filmin sonunu getiremedim, sıkıntıdan kapadım.
Yaklaşık üç sene önce, Peter Jackson'ın gelecek filmlerini araştırırken, Lovely Bones isimli bir kitap uyarlamasına başladığını öğrendim. Eğer film kitap uyarlaması olacaksa, filmi izlemeden önce kitabı okumak gerekir. Hemen kitabı araştırmaya başladım. Yazar Alice Sebold. Kitabın Türkçe çevirisini almak için kitapçıya gittim, kitabı bulamadım. Özellikle kitabı ayrıca yayınlayan İnklap kitapevine de sordum yok dediler. Özel ister üzerine kitabı merkezden getirmelerini istedim. İki hafta bekledikten sonra kitabı aldım. Türkiye'de pek rabet görmeyen bir kitap olduğu için kitapçılarda getirmiyorlarmış. Kitabın Türkçe ismi Cennetimden Bakarken. İngilizceden kötü bir çeviri belki ama kitabın konusuna uygun bir isim.