12.02.2010

Dead Poets Society

Sinema kültürü yalnızca vizyon, güncel ve bol bol reklamı yapılmış filmleri izlemek ile kazanılmıyor. Bunu hangi iyi eleştirmene sorsarsanız sorun, tarihte yer edinmiş filmleri de izlemenin şart olduğunu söylerler. Klasik Yeşilcam filmleri dışında siyah beyaz filmleri izlemekten ne kadar zevk alamıyor olsamda en azından bir defaya mahsus izlenmesi gerektiğine inanıyorum. Severek izlediğim tek siyah-beyaz film Johnny Deep'in başrolde olduğu "Ed Wood" filmiydi. Şu zaman kadar 1980lerden fazla geriye gidemedim. Kareler renksizleştikce ben filmden uzaklaşıyorum. Cesaret edip iki saatimi eski Hollywood filmlerine harcamaya kalkışamadım. En son demenem Elizabeth Taylor'ın oynadığı 1963 yapımı "Cleopatra" filmi oldu. Filmin sonunu getiremedim, sıkıntıdan kapadım. 
Bu denemem yaklaşık üç dört sene önce idi. O zamandan beri 80lerden geriye gitmiyorum.
Bahsedeceğim filmin ismini çok öncelerde duymuş olsamda izleme firsatı bulamamıştım. 1989 yapımı filmin başrolünde usta ve çok beğendiğim bir oyuncu Robin Williams oynuyor. Rol arkadaşları Ethan Hawke ve Robert Sean Leonard(şu sıralar House dizisinde oynuyor. House'un yakın arkadaşı rolünde).
Film çok sıkı disiplinli bir lisede geçiyor. Okula yeni katılan Edebiyat öğretmeni John Keating(R.W), kısa zamanda farklı öğretim şekilden ve cana yakın tarzından dolayı öğrencileri (E.H & R.S.L) tarafından çok sevilir. Keating, öğrencilerine kendi isteklerini, dileklerini ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmeleri gerektiğini aşılıyor. Filmde öğrencilerin, ailelerinin baskısı ve okulun sıkı kuralları altında kendi arzularını gerçekleştirme çabalarını anlatıyor. 
Oyunculuk kusursuza yakın güzeldi. Konu da oldukça akıcı gelişiyor. Hafif tatlı ve hafif tuzlu ve hafif acı tatta, sıkılmadan ne olacağını merak ederek, sonunu getireceğiniz bir film. Sinema kültürünüze katkı sağlamak için iyi bir tercih.

İyi seyirler

Hiç yorum yok: