17.02.2010

Talented Mr Ripley

Talented Mr Ripley, 1950 İtalya'sının mavi denizi, arnavut kaldırımlı sokakları, tarihi heykelleri, çeşmeleri ve mekanları arasında geçen bir seri katilin hikayesini anlatıyor. Tom Ripley, kendi başına hiçbir statü ve isme sahip olmayan, silik biri. Kendine toplumda bir yer edinebilmek için yalanlar içinde yaşıyor. Yalanları onu kaliteli ve zengin insanlarla beraber yaşamasını sağlıyor. Üst sınıf kişilerden oluşan bir partide piyano çalan Tom, üstünde Princeton arması olan ceketi sayesinde, zengin Herbert Greenleaf ile tanışıyor. H.Greenleaf Pricenton'dan mezun olduğunu düşünen Tom'a kendi oğlununda Princeton'da okuduğunu ve oğlunu tanıyıp tanımadığını soruyor. Tom H.Greenleaf'e gerçeği yani Priencton mezunu olmadığını söylemeden, Dickie'yi -yani oğlunu-tanıdığını ima ediyor. H.Greenleaf oğlunun İtalya'da olduğunu ve artık dönmesini istediğini söylüyor ve Tom'a bir teklif sunuyor: Oğlunu Amerika'ya geri getirmesi karşılığında 1000$ para teklif ediyor. Tom bu teklifi kabul ediyor ve İtalya'ya Dickie'nin yanına gidiyor. Yolda Meridth isiminde yine varlıklı bir aileye mensup bir kız ile tanışan Tom kendini kıza Dickie Greenleaf olarak tanıtıyor.
Aklına koyduğunu yapan imza ve ses taklitlerinde profesyonel olan Tom, baba parasını İtalya'da eğlence ve zevk için harcayan Dickie Greenleaf ve nişanlısı Marge ile beraber yaşamya başlıyor. Dickie ile Tom zamanla yakın arkadaş oluyor. Dickie çok hareketli, sıcak kanlı hem de ukala ve kendini beğenmiş çok yakışıklı bir adam. Tom, ona yaklaşmasını çok farklı yorumlayarak, Dickie'ye saplantılı bir şekilde bağlanıyor. Dickie'nin, kendi gibi sadece para yiyerek yaşayan arkadaşı Fredie ile tanışan Tom, Dickie'yi kendisinden uzaklaştırdığını düşüdüğü için Fredie'den nefret ediyor. Fredie gittikten sonra Dickie Tom'dan artık sıkıldığını ve onunla bir daha görüşmek istemediğini söylüyor. Tom bu konuşma sırasında Dickie'yi kaybetme korkusu yüzünden bir  sinir krizi geçiriyor ve Dickie'yi öldürüyor. Cesetten kurtulduktan sonra Dickie'nin imzasını da dahil olmak üzere herşeyi taklit ediyor ve insanlara artık kendini Dickie Greenleaf olarak tanıtıyor. Parasını ve ismini kullanarak yaşamaya devam ediyor. 
Amerika'dan İtalya'ya geliş yolculuğunda tanıştığı Meredith ile karşılaşan Tom, kızın ısrarı üzerine beraber Opera'ya gidiyorlar. Operada Dickie'nin nişanlısı Marge ve arkadaşı Peter Smith-Kingsley ile karşılaşıyor. Tom'un Meredith'e söylemiş olduğu yalanların ortaya çıkmaması için birbirlerini tanıyan Peter ve Meredith'i  karşı karşıya getirmiyor.
Ortalardan kaybolan Dickie için endişelenen Fredie, Tom ile yüzleşiyor. Tom'un çevirdiği dolapları anlayan Fredie de Tom'un kurbanı oluyor. Fredie'nin cesedinden de kurtulan Tom işlediği cinayeti, kendisi sayesinde hala yaşamaya devam ediyormuş gibi görünen Dickie Greenleaf üzerine yıkıyor. 
Tom yeni arkadaşı Peter ile bir gemi seyahatine çıkıyor. Herşeyden kurtulduğunu ve rahata erdiğini sandığı bir anda Meredith ile karşılaşıyor ve söylediği yalanlar onu yine buluyor ve rahat bırakmıyor. Peter ve Meredith'in karşı karşıya gelip söylediği yalanların ortaya çıkmasından korkan Tom'un, Peter'ı öldürürken ki sahnesinin yalnızca seslerini duyduğumuz ve Tom'un yatakta oturuşunu izlediğimiz sahne ile film bitiyor.
Piskolojik ve az dozda gerilim içeren Talented Mr Ripley, sürükleyici ve merak uyandırıcı. Film kesin ve belirgin bir son ile bitmiyor olsada tatmin edici düzeyde bir final ile son buluyor.
Oyunculardan bahsedicek olursam; Tom Ridley rolünde Matt Damon, Dickie Greenleaf rolünde Jude Law ki zengin, ukala çocuk rolüne harika gitmiş, Nişanlı Magie rolünde Gwyneth Paltrow, Fredie'yi Philip Seymor Hoffman ve Meredith'i ise Cate Blanchett canlandırıyor. Oyuncu kadrosuna diyecek birşey yok. Süper bir kadrodan, harika olmasada iyi oyunculuk ile güzel işlenmiş kosu olan kaliteli bir film olmuş. Ne çok karmaşık ne de çok basit ilerleyen konusu bir sonraki sahneyi merakla beklememizi sağlıyor. Akıcı ve sürükleyici olduğu halde konu çok hızlı ilerlemiyor. 
Evet bu film için 2 saatinizi harcayacak olmanız, kayıp olmayacaktır.

Hiç yorum yok: