Zannediyorum ki filmin en akılda kalıcı ve can alıcı noktası vampir bir erkeğin insan kıza koşulsuz, tutukulu, kör kütük yaşadığı aşkı. New Moon u izledikten sonra kitapları okumamın zorunlu olduğunu hissettim çünkü filmde Edward ın aşkına doyamadım. Şahsen Robert'a değil Edward'a hayran oldum, eğer gerçek hayatta beyaz pudra ve pembe ruj ile dolaşıyorsa, kararım üzerinde tekrar düşünebilirim.
Edward'dan bahsettik bari biraz da filmden bahsedelim. New Moon, Twilight serisinin ikinci kitabıdır dolayısı ile ikinci filmi. Film tek kelime ile muhteşemdi... tarif edecek başka kelime bulamıyorum. Başyapıt değil tabi ki ama aşk arayan genç bir kız olarak çok ama çok etkileyici belki bir yandan da rahatsız edici. Herkesin hayali olan erkeğin kıza aşkının doyuruculuğu, bizde aşık olma ya da olunma isteği yaratıyor.
Filmi eleştirisel gözle izlemedim ,duyguya kapılıp gitmişim, o yüzden teknik ayrıntılar konusunda bir fikir veremeyeceğim. Üçüncü ya da dördüncü izleyişimden sonra bazı şeyler gözüme çarpmaya başlıyacaktır eğer olursa burda paylacağım.
Konunun yavan olduğunu düşünenler olabilir. Belki sıradan bir konu olarak gözükebilir ama Stephenie Meyer çok güzel bir dil kullanarak anlatmış ki filme bu yansıyor. Yönetmeni de unutmamak lazım. Benim şahsi görüşüm filmleri başarılı yapan unsur %80 yönetmendir. Bu kitap istediği kadar güzel olsun yönetmende iş yoksa film kofti çıkabilir. Tekrar oyuncu seçimini yapan kişiyi de taktir etmeden geçemeyeceğim.
Son olarak Edward Cullen'a sevgilerimi iletiyorum ve filmde en çok beğendiğim repliği paylaşmak istiyorum.
Edward : Sen uyumaya devam et, uyandığında burada olacağım.
Hepimize, Edward gibi aşıklar diliyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder