23.03.2010

Shutter Island

Dennis Lehane aynı isimli kitabından uyarlanmış olan Zindan Adası başarılı senaryosu, oyunculuğu ve işlenişi ile sinema perdesine yakışan bir film.
Dostlar, arkadaşlar şu Leonardo Di Caprio'ya neden Oscar verilmiyor? Neden? Ben akademide olsam bu filmden en azında onun aday olmasını sağlardım. Bu akademidekilerin dram filmlerine karşı fanatikliğinden, belki de bağnazlıklarından sıkıldık. Akademinin bu sınırını kıran tek tük film gördük. İsim saymayacağım ama 4 5 senede bir dram dışı film ödül alıyor.

Zindan Adası, iki polis dedektif, bir adada kurulu ve yalnızca topluma zarar verebilecek düzeyde hasta olanların iyileştirilmeye çalıştığı bir akıl hastanesine gidiyor. Hastaneden kaçmış bir delinin bulunması için çağırılan dedektifler, kadının nasıl kaçtığını araştırmaya başlıyor. Kadının kaçmasını araştırırken polisler hastane ile ilgili hiç de hoş olmayan şeyler öğreniyorlar. Hastanenin hastalar üzerinde yaptığı şeylerin sebebini araştıran dedektif Teddy Daniels(Leonardo), kendini çok farklı şeyler peşinde koşarken buluyor.
Martin Scorsese tarfından yönetilen bu filmin izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum. Tercihen sinemada izlemelisiniz çünkü uzun bir film ve dikkatinizin dağılmaması gerekli ki küçük detayları dahi kaçırmayın. 
Filmin sonunda yanımdakilere öyle bir soru sordum ki, nerdeyse gülme krizine girdiler... Çok bariz birşeyi anlamakta zorluk çektim bunun sebebi de senaryonun güzel işlenmiş olmasından kaynaklanıyor. Benzer filmler gibi keskin detayları yok. Bu sebeple sinemada izlenmesi gerektiğini tekrar söylemek istiyorum.

Legends in 3D

Hollywood'un son 4-5 senedir kriz yaşadığının heralde farkındayız. Basit konulu, ünlü ya da isim yapmış oyunculardan oluşan bir kast ile yaptığı filmler gişede kötü hasılatlat yapmamış olsada, eleştirmenler ve yorumcular tarafından beğenilmediler. Bu çıkmazı da teknoloji sayesinde elde ettikleri 3D filmler ile açmaya çalışıyorlar. Başarılılar mı? Evet, istedikleri gişe ve kaliteyi geri kazanmaya başladılar. Tabiki bir filmin 3D çekilmiş olması onu başarılı yapmaz sadece gişedeki gelirini arttırır. Hollywood'un tek amacı gişede kazanmak bu sebeple çok sıkı fıkı oldular. Oscar ödüllerinde gişe filmlerinin nerdeyse hiçbirine ödül vermiyor olsada, yapımcılar onlara bayılır-bu sözüm oyuncular ile seyirci çekmeye çalışan filmleredir-. Kaliteli filmlerin yüksek hasılat yapıyor olması heralde kimsenin karşı çıkacağı bişey değildir.


Başyapıt sıfatına layık görülen filmlerin toplam boxoffice değerleri zaten dünya çapında ilk sıralara oturuyor. 
Titanik, Yüzüklerin Efendisi, Star Wars..
Her biri kendi sınıfı içinde başyapıttır. Bu üç filmin toplam hasılat rakamları dudak uçuklatacak gibi. Bu üç efsane filmin büyük hayran kitlesi olduğundan, herbirinin 3D versiyonunun çıkacağına dair çok sağlam dedikodular dolanıyor. Hatta Titanik 3D'nin çıkış tarihi bile belirlenmiş. 2012. Yüzüklerin Efendisi ve Star Wars için halen dedikodu aşamasındayız fakat çok yakında zannediyorum ki resmi açıklamalarda yapılacaktır. Büyük perde bu filmleri 3D izlemeyi dört gözle bekliyorum...


Yüzüklerin Efendisi serisinin Nisan ayında HD blu-ray versiyonları piyasaya çıkıyor. Filmin HD kalitesine çıkıyor olması sevindirici bir haber ki 3D olarak izlemeyi hayal bile edemiyorum. Hayallerim ötesinde...


Efsaneleri 3D olarak izlemeyi 'dört gözlü' olarak bekliyoruz.

15.03.2010

Vampire Diaries

Yine mi vampir, demeyin!

90'ların başında Vampir Günlükleri Trilojisini yazmaya başlayan L.J. Smith, hayranları tarafından gelen istek ve ısrarlar üzerine üçlemeye bir dördüncü kitap daha eklemiş. Yaklaşık on sene kadar yazmaya ara veren Smith tekrardan Vampir Günlükleri serisine devam etme kararı vermiş. Bu devam serisi yine başlangıçta olduğu gibi üçlemeden oluşuyor ve ismi 'Vampir Günlükler: Geri Dönüş' olarak geçiyor. Son üçlemesinin ilk kitabı 2009 da yayınlanmış ve diğer iki kitabında bir kaç sene içinde yayınlanması bekleniyor. 

Alacakaranlık Efsanesi ile gündeme tam anlamı ile bomba gibi düşen vampirler her türlü eğlence ve kültür alanında kendini göstermeye başladı. Bir çok kişinin bu durumdan çok sıkılmış hatta bunalmış olmasını doğal karşılıyorum. Eğer ben de her türlü fantastik yaratık hayranı olmasaydım, çoktan vampirlere kan kusmaya başlamıştım(kelime seçimim güzel oturdu). 

Vampir Günlükleri'ni okumadım. Yalnızca geçen sene başlayan TV dizisini izlemeye başladım. Seriyi ve böyle bir kitabın varlığını diziyi izleyip, sevmeye başladıktan sonra öğrendim. Dizi oyuncuları ve oyunculukları tam kıvamında. Kitaptaki karakterleri bilmesem oyuncuların rolleri için uygun olduğuna inanıyorum. 
Dizi, Türkiye'de Digitürk kanal6 MyMax de yayınlanıyor. Amerika'da CW kanalında Perşembe akşamları yeni bölümü veriliyor. Digitürk'te de Cuma akşamları Amerika'dan hemen sonra izleme şansımız var ya da internetten bir kaç saat sonra da izleyebilirsiniz.
Dizi'nin yeni bölümleri ve yeni sezonu 25 Mart'ta başlıyor. Eğer ilgiliyseniz bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Keyifli Seyirler.

13.03.2010

Real3D vs. IMAX

Yaklaşık üç yıla yakın bir süredir ülkemizde sinema salonlarında üç boyutlu filmler gösterilmeye başladı. IMAX olarak gelen üç boyutlu sinema kültürümüz gelişti ve nerdeyse İstanbul'un her bölgesinde bir tane bu tarz salonlara ulaşabilir hale geldik. 
Neden bu kadar hızlı yayıldı bu üç boyut? Temel nedeni bol bol izleyici getiriyor olması. Hollywood batma raddesine gelmeden, olanakları değerlendirip yeni bir sonuç üretti. Bu sonuçta sinema sektörünü iki boyuttan üçe yükseltmek oldu. 
Ne kadar üretici için çok karlı bir iş ise izleyici içinde bir o kadar cezbedici. 

Madem bu kadar üç boyutla haşır neşir olduk çeşitlerini de öğrenip, film ve salon tercihlerimizi de kafamıza göre değil uygun olanı seçerek belirlemeliyiz.
-> Real 3D
-> IMAX

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ikisi de üç boyut ama birbirinden oldukça, "gözle görülür" şekilde farklı. 
Real 3D olarak geçen sinema salonlarında izleyeceğiniz filmler aynı üç boyutlu çoçuk kitapları gibi kat kattır. Derinlik yani üçünçü boyut arkaya doğru uzanır. Ön planda kalan kişi arka görüntünün önündeymiş gibi görünür. Kısacası Real 3D'de derinlik arkadadır. Ayrıca perde ve ses sistemi de normal bir sinema salonu gibidir. 
IMAX de ise görüntü sizin burnunuzun ucuna kadar gelir. Çoğu anlarda üstünüze gelen bir mızraktan ya da kayadan kaçma hissi duyup kafanızı eğip, bükebilirsiniz. IMAX in en güzel özelliği ise filmin içindeymişsiniz gibi hissetmenizdir. Bunu da hafif oval ve tavadan zemine kadar uzanan devasa perde ile sağlıyorlar. Ses sistemide normal bir sistemin dört katı daha güçlü ve kaliteli. Küçücük bir çıt sesi, kısık ama çok çok net duyuyorsunuz. Gerçekten kuru dallara basa basa yürüme hissini yaşayabiliyorsunuz. Kısaca toparlarsam IMAX'in üç boyutu öne doğru uzanır. 

IMAX'ın tek kötü özelliği gözünüzü uzun dakikalar sonra yormasıdır. Real 3D de göz yorgunluğu genelde yaşanmaz.

Evet şu an için IMAX çok daha cazip bir seçenek gibi görünebilir. Aslında öle ama filmine göre Real3D gösterimlerin IMAX'e nazaran daha tatmin edici olabileceğide bir gerçek.

Filmine göre salon seç kampanyasından tiyolar:
-Eğer savaş ve bol hareketli bir film ise IMAX tercih edin ve savaş sahneleri deneyimleyin.
-Daha çok görsel içerik içeren bir film ise 3D


Ne kadar banal şu iki boyut--