22.09.2009

Bayram Özel


Ramazan Bayramınız Mübarek olsun.
Buyrun hepinize şeker :))





Beni şeker ile kandıramazsın diyorsanız...



çocuklar beni çok sevicek :D

17.09.2009

DORIAN GRAY

Kaliteli ve eşsiz konusu olan fantastik romanlar arasında, benim için ikinci sırada geliyor-- Birinci Yüzüklerin Efendisi :) -. Oscar Wilde'ın 1890 yılında yayınlanan romanı Dorian Gray'in portresi, dünya klasikleri içinde yer alır. Konusundan biraz bahsedicem. Dorian Gray çok çekici ve yakışıklı bir gençtir. Ressam bir arkadaşı Dorian Gray'in bu unutulmaz ifadesini resmetmek ister ve portreyi yapar. Dorian zamanla portrenin yıprandığını fark eder. Bunun sebebini araştırırken çok ilginç bir şey keşfeder. Portre onun yerine yaşlanıyordur. Kendisinin güzelliği yıllarca değişmezken, portresi onun yerine yıpranıyor, yaşlanıyor ve eskiyordur.
Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Konusunu bilmek kitabı bilmek anlamına gelmez. Bu her roman için geçerli.
Evet şimdi bu romandan neden bahsettiğime gelelim. Dorian Gray'in sinema filminin
fragmanı yayınlanmış. Filmin adı yalnızca Dorian Gray. Kitabın orjinal ismini kullanmak istemiş yapımcılar. Bunun nedeni sanıyorum ki, kitaptan haberi olmayanlar ve ya konuyu bilmeyenler için, filmde ki esrarı ve gizemi belli etmemek. Bu şekilde izleyicinin filmeden beklentisinin ötesini sunuyor olacaklar.
Filmin fragmanını resmin üstüne tıklayıp, izleyebilirsiniz.


Nedense şöyle bir düşünce var. Kitabı okumak için 1 hafta ya da ne kadar hızlı okuyorsanız o kadr zaman harcamaktansa, 2 saatlik filmi izlemek tercih ediliyor. Öncelikle film izlemekle, kitap okumayı nasıl birbirleriye kıyas yapıyorlar bunu anlamış değilim. Kitap okumak yalnızca senin oluşturduğun düşüncelerle anlam kazanır ki bu hayali ya da resmetmeyi kişinin kendisinin oluşturması ayrı bir zevktir. Filmde senin için yönetmen, yapımcı ve senarist tarafından yaratılmış bir dünyayı izliyorsun. Gerçi bu bir tercih meselesi tabi ki ama kitap ile filmi yalnız ve yalnızca arasındaki konu, bölüm ve sahne farkları ile kıyaslayabilirsiniz.
Film ayrı, Kitap ayrıdır.
Benim fikrim önce kitabın okunmasıdır. Eğer önce filmi izleyip, kitabı sonra okursanız, kitabı okuduğunuzda yaratacağınız resmetmeler, kişiler filmdekilerin aynısı olacaktır. Filmde gördüğünüz oyuncu, sizin için artık o karakter olacaktır. Belli bir kalıba takılmış olarak kitaptan hiç bir zevk alınmaz.
Fantasi ile aranız iyiyse, film gösterime girmeden 350 sayfalık kitabı üşenmeyin ve okuyun.

Keyifli okumalar.

15.09.2009

İndirilebilir Linkler

Evet sevindirici bir haber, Black Google Teması sadece Firefox kullanıcıları için geliştirilmemiş. Chrome ve Opera kullanıcıları da bu temayı aşağıda yolladığım linkten indirip, kullanabilir.
Firefox kullanıcıları için gerekli olan eklentiyi de indireceğiniz linki aşağıda bulabilirsiniz. 




Black Google Script:
http://userstyles.org/styles/1693


Stylish Add-on for Firefox:
https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/2108



Havalı Google Sayfanız hayırlı olsun :)

12.09.2009

Amadeus

Wolfgang Amedeus Mozart


Bu isim hakkında pek fazla söze ihtiyaç yok fakat biraz da olsa Amadeus filminden bahsetmek istiyorum.
Filme kesinlikle bir başyapıt diyebiliriz. Eğer hala izlememiş olanlar var ise, hani el kitapları olur hayatta yapılması gereken 40 şey filan gibi, bu filmde o kitabın içinde izlenmesi gereken film olarak yer almalı. Filmin konusu anlaşıldığı üzere Mozart'ın hayatı. Müziğe başladığı çocukluk döneminden, ölümüne kadar ki yaptığı besteleri, senfonileri ve operalarını dinliyebiliryoruz. Benim filmde en beğendiğim tarafı Mozart'ın kişiliğini anlatma biçimi. Kendine güvenen, ukala, şımarık ve az da olsa egoist biri olarak gösterilmiş. Bu kadar kötü özellikleri olduğu halde Mozart'a hayran kalmamak elde değil, Mozart'a ve tabi ki Tom Hulce'a -Kahkaları harika :) - Müziği yaratış bicimi de bir o kadar hayret verici.
Film aslında bir oyundan, sinemaya uyarlanmış. Aynı ismi taşıyan oyun İngiltere Ulusal Tiyatrosunda oynanmış. Oyunun yazarı film için, yönetmen ile 1 aya yakın bir süre içinde oyunun senoryosunu filme uyarlamak için çalışmışlar.
Gelgelim Tom Hulce'a. Tom Hulce'u Wolfgana Amadeus Mozart olarak izliyoruz. En iyi başrol aktör dalında Oscar'a aday olduğu halde,ödülü rol arkadaşı olan F.Murry Abraham'a kaptırmış -filmde Mozart'a hayran olup bir o kadar da nefret dolu olan saray besteçisi Salieri rolünde- Film zaten Salieri'nin intihar etmesi ile başlıyor. Tom Hulce filme bu kadar mı güzel yakışabilir. Harika bir oyunculuğunu yanı sıra inanılmaz şeker gülüşü ve tavırları ile Mozartı sevecen bir hale getiriyor. Oscarı alamamış fakat F.Murry kadar kendini vererek oynamış. Filmin yapım aşamısında izledim, Tom ile F.Murry film çekimleri sırasında pek de yakın işlişki içinde değillermiş. Oyuncular partiler düzenlerken F.Murry yoğunluğundan sebep katılamıyormuş. F.Murry ; "Gerçek hayatta Tom ile birbirimizi yakından tanımıyor olmamız filme çok iyi etkiler yarattı. Seneryoda ki gibi mesafeyi çok rahatlıkla karşıya aktarabildik" diyor. Heralde sonradan arkadaş olmuşlardır :)

İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri

Pazartesi günü okulum açılıyor. Artık üniversitenin son senesi ki umarım öle olur :) Bu 5. senem biraz zorlandım Bilgisayar Bilimlerinde ama bitiricem artık sonuna geldim.
Öğrendikten sonra çalışmak ve projelerle uğraşıp sonuç almak insana büyük haz veriyor. Bu hazı yaşamak için kafayı yiyecek raddelere geldiğim çok fazlaca oldu.
Programcı olmak istek ve arzu gerektiriyor. Severek yaptıktan sonra sonuca bir şekilde ulaşıyorsun. Bana sorarsanız "Severek mi yapıyorsun?" diye, hmm-- çoğu zaman zorla yapıyorum.
Mesela bugün başıma bir olay geldi anlatmak istiyorum. Msn de dynamic picture yaratmak için biraz araştırma, keşif yapıyordum. Youtube da ilgili bir programın nasıl çalıştığını anlatan bir video buldum, izliyorum... Videonun ilk başlarında Google dan arama yapıyor eleman. Ne göriyim? Google ana sayfası siyah :) Video'yu dondurdum ve ekrana baktım bi süre... Siyah fonda renkli Google yazısı beni fazla etkilemiş olacak. Hemen yeni bir araştırma konum oluştu. Meğer Google Amerika, Canada ve UK de elektirik tasarrufu yapılmasını desteklemek amaçlı ekranını siyaha döndürüyormuş.Google Earth Hour olarak geçiyor.Her neyse konudan biraz saptım. Benim videoda gördüğüm Google ekranı, Earth Hour un ekranı değildi. Biraz daha araştırmadan sonra aradığımı buldum. Aslında Google'ın kendi uyguladığı bir şey değilmiş, Firefox un scriptlerinden birini kullanarak yapılıyormuş. Tamam onuda yükledim ve aktiflerştirdim ama script bizim Google TR ile uyumlu değil. Her şey açık olduğu halde çalışmıyor. Bu sefer scripti açtım ve biraz inceledim. Yazılan kodları pek anladığımı söyliyemicem ama sayfanın başında url adreslerinin bulunduğu yerde 'google.com.tr' yoktu. Tamam dedim buldum. Hemen bir tanesini copy/paste yaptım :) hop bi .tr yazısı ile iş halloldu.
Bu kadar şeyi neden anlattım şundan sebep iyi bir programcı değilim, bir script yazabilecek kademeye gelemedim. O yüzden bu yaptığım yama bana ciddi bir haz verdi. Bu hazzın nasıl birşey olduğunu biraz olsun hissettirmek istedim.
Artık Google sayfalarımın arkaplanları powersafe modda yani siyah :)

9.09.2009